İSTANBUL — Doğu Akdeniz’de keşfedilen enerji kaynaklarının Avrupa’ya taşınması ve bölgesel güvenlik stratejileri bağlamında yeniden gündeme gelen “Poseidon Planı”, bölge ülkeleri ile küresel aktörler arasındaki diplomasi trafiğini hareketlendirdi. Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) başını çektiği ittifak grupları tarafından desteklenen inisiyatif, bölgedeki jeopolitik dengeleri ve Türkiye’nin deniz yetki alanlarındaki konumunu yakından ilgilendiriyor.
Poseidon Projesi Nedir?
Avrupa’nın enerji arz güvenliğini çeşitlendirme hedefiyle öne sürülen projelerden biri olan Poseidon, Doğu Akdeniz doğalgazının deniz altı boru hatlarıyla Yunanistan ve İtalya üzerinden Avrupa kıtasına ulaştırılmasını öngörüyor. Ancak bu plan, Doğu Akdeniz’de sismik araştırma ve sondaj faaliyetleri yürüten ülkeler arasında münhasır ekonomik bölge (MEB) sınırları konusunda süregelen anlaşmazlıkların merkezinde yer alıyor.
ABD’nin Pozisyonu ve Bölgesel Stratejisi
Sürecin kilit aktörlerinden Amerika Birleşik Devletleri’nin projeye yönelik tutumu, planın fizibilitesi açısından belirleyici görülüyor. Washington yönetimi, geçmişte bölgedeki bazı enerji boru hattı projelerine (EastMed gibi) maliyet ve çevresel faktörleri gerekçe göstererek desteğini çekmişti. Yeni dönemde ABD’nin, Doğu Akdeniz’deki güvenlik mimarisini ve enerji hatlarını müttefikleriyle birlikte nasıl şekillendireceği uluslararası kamuoyunun takibinde. Uzmanlar, ABD’nin bölgede istikrarı önceleyen ve maliyeti daha düşük alternatiflere yönelebileceğini belirtiyor.
Türkiye’nin Kırmızı Çizgileri
Ankara, Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni (KKTC) dışlayan hiçbir enerji veya güvenlik inisiyatifinin uygulanabilir olmadığını vurguluyor. Türkiye, bölgede en uzun kıyı şeridine sahip ülke olarak, kendi kıta sahanlığından geçmesi planlanan herhangi bir boru hattı projesi için uluslararası hukuk gereği onayının alınması gerektiğini savunuyor. Dışişleri Bakanlığı, sorunların çözümü için dışlayıcı ittifaklar yerine “hakça paylaşım” ilkesine dayalı, tüm kıyıdaş ülkelerin katıldığı bölgesel bir konferans çağrısını sürdürüyor.
Doğu Akdeniz’deki enerji rekabetinin ve diplomatik manevraların, önümüzdeki süreçte Türkiye, Yunanistan, GKRY ve ABD ekseninde yeni gelişmelere sahne olması bekleniyor.


